Uyumayı Sevmeyen Zürafa Masalı


uyumayı sevmeyen zürafa masalı
Uyumak İstemeyen Zürafa

Uyumak İstemeyen Zürafa Masalı

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde çok uzun boylu bir zürafa varmış. Boyu o kadar uzunmuş ki ağacın en tepesine kafasını uzatıp oradaki yaprakları kolayca yiyebiliyormuş. Bir gün yine karnı acıktığı zaman. Önüne ilk çıkan ağacın yapraklarını afiyetle yemeye başlamış. Fakat tam o sırada arkasından sinirli bir ses duymuş.

“Heey, uzun şey! Sen benim evimi neden yiyorsun?” Zürafa arkasına dönüp baktığı zaman mini minnacık bir kuş görmüş. Hemen cevap vermiş “Benim adım uzun şey değil! Ben bir zürafayım. Senin evini de yemiyorum, karnım acıktı azıcık yaprak yedim.” Kuşun siniri geçmemiş “Tamam işte ben de onu diyorum yediğin yapraklar benim evim olan ağacın yaprakları yani benim evim” demiş. Zürafa bunu duyunca üzülmüş. “Ben senin evin olduğunu biliyordum. Özür dilerim. Öyleyse ben de başka bir ağaç bulup onun yapraklarını yerim.” demiş fakat kendi kendine de” Başka ağaç bulduğum zaman bu ağaç da başka bir kuşun evi çıkarsa ne yaparım?” diye düşünmüş.

uyumayı sevmeyen zürafa masalı oku
Uyumak İstemeyen Zürafa

Minik kuş, zürafaya yardım etmeyi teklif etmiş. “İstersen ben önden uçup ağacın içine bakayım. Eğer ağaçta bir kuş yuvası varsa sana haber veririm.” demiş. Kuşun bu teklifine zürafa çok sevinmiş ve arkadaş olmuşlar. Kuş önden uçmuş ve zürafaya içinde yuva bulunmayan ağaçların yerlerini göstermiş. Böylece zürafa da karnını güzelce doyurmuş. Tabi zürafa da yediği yaprakların üzerinde tırtıl ya da kurtçuk bulursa kuşa veriyormuş böylece kuş da karnını doyuruyormuş.

Zürafa ve kuş iyi arkadaşlarmış;

Günlerden bir gün yine ağacın tekinde karınlarını doyururken aşağı taraftan bir ses duymuş zürafa. “Dikkat etsene uzun şey! Az kalsın üzerime basacaktın!” Zürafa eğilip sesin geldiği yöne baktığı zaman küçücük bir tavşan yavrusu görmüş. Zürafanın boyu çok uzun olduğu için ve ağacın tepesine baktığı için aşağıdaki tavşanı görememiş. “Seni göremedim küçük tavşan. Özür dilerim” demiş. “Arkadaşım kuş ile ağacın tepesinde karnımızı doyurduğumuz için seni fark etmemişim.” Tavşanın kızgınlığı geçmiş. “Ben bir yavru tavşanım ilerde büyüsem bile boyum asla seninki kadar uzun olmayacak. Aslında hep merak ederdim bizim orman ağaçların tepesinden nasıl görünüyor diye.” demiş. Zürafa “İstersen bu isteğini yerine getirebilirim. Benim boyum çok uzun olduğu için seni boynuma çıkarırsam sen de görebilirsin,” demiş.

Minik tavşan bu duyduğuna çok sevinmiş ve zürafanın boynuna tutunarak tepeye çıkmış. Bu iş kuşun da çok hoşuna gitmiş çünkü ilk defa gökyüzüne doğruna tırmanan minik bir tavşan görüyormuş. Artık onlar üç iyi arkadaş olmuşlar. Akşama kadar ormanın içinde oynamışlar. Güneş batmaya başlayıp hava kararmaya başlamış. Bunun üzerine kuş arkadaşlarına dönüp “Arkadaşlar hava kararıyor artık evimize gitmeliyiz,” demiş. Zürafa hemen karşı çıkmış. “Yok yok gitmeyelim! Daha gece olmasına çok var. Hem ben uyumayı hiç sevmiyorum. Bu gece uyumayalım sabaha kadar oynayalım.” Minik tavşan da bu fikri çok beğenmiş.

Minik tavşan da arkadaşlarına dönüp

“Zürafa doğru söylüyor hem ben de uyumayı sevmiyorum. Sabah kadar burada kalıp oyun oynamayı istiyorum.” demiş. Fakat kuş bu fikri hiç beğenmemiş çünkü hava karardığında evine gidip uyuması gerektiğini biliyormuş. Yine de arkadaşlarını kıramamış ve fikirlerini kabul etmiş.

Başlamışlar oyun oynamaya saatlerce durmamışlar vakit o kadar ilerlemiş ki kuşun gözleri artık uykusuzluktan kapanmaya başlamış. Arkadaşlarına dönüp “Benim çok uykum geldi artık dayanamıyorum ben evime gidiyorum,” demiş ve yanlarından ayrılıp evine uyumaya gitmiş. Vakit ilerledikçe küçük tavşanın da uykusu gelmiş “Artık benim de uyumam lazım. Daha sonra görüşürüz” demiş ve zürafanın yanından ayrılıp evine gitmiş. Zürafa arkadaşlarını hiç dinlememiş çünkü o uyumak istemiyormuş. Ona göre oyun oynamak uyumaktan daha önemliymiş. Saat iyice ilerledikçe zürafa etrafında kimsenin kalmadığının farkına varmış çünkü bu saatte herkes uyuyormuş. Her yer o kadar karanlık olmuş hiçbir şey gözükmemeye başlamış. Zürafanın da hem canı sıkılmış hem de uykusu gelmeye başlamış.

Başlamış sürekli esnemeye. Kendi kendine “Keşke evimde Sıcacık yatağında olsaydım ama ben bir kuş değilim uçamam ya da tavşan gibi koşamam.” diye düşünüp başlamış karanlıkta yürümeye. Zürafa karanlıkta ağaçlara çarpmamak için çok yavaş yürüyormuş. Saatlerce evine ulaşmaya çalışmış fakat becerememiş. O kadar uykusu gelmiş ki, hemen oradaki ıslak otların üzerine uzanıvermiş ve uykuya dalmış. Sabah olduğu zaman zürafa uyanmış fakat yerinden kıpırdayamamış. Ağrılar yüzünden canı çok yanıyormuş. Bütün gece soğukta uyuduğu için hasta olmuş. Zürafa günlerce hastalıktan kurtulamamış sürekli evinde durmuş dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oyun oynayamamış.

uyumayı sevmeyen zürafa

Zürafanın yakın arkadaşları kuş ile minik tavşan dışarıda oynarken zürafa evinde iyileşmeye çalışıyormuş. Günler geçtikten sonra zürafa iyileşmiş ve arkadaşlarının yanına dışarı çıkabilmiş. Artık ne zaman gece olmaya başlarsa ilk zürafa fark ediyor ve arkadaşlarına seslenip “Arkadaşlar artık eve gitmemiz gerekiyor. Hava karardığı zaman uyumalıyız.” diyormuş. Artık zürafa uyumayı çok seviyormuş hem sıcacık yatağında uymanın keyfini hiçbir şey vermiyormuş.Uyumayı sevmeyen zürafa artık uyumayı seven zürafa olmuş.

Masal Oku Uyumak İstemeyen Zürafa


admin

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir