Bir zamanlar, parlayan yıldızlarla dolu bir gökyüzünün altında, nehir kenarında küçük bir köy vardı. Bu köyde Elif adında bir kız çocuğu yaşardı. Elif, her gece penceresinden gökyüzüne bakarak, parlayan yıldızları sayar ve onlara dilekler tutardı. En büyük hayali, bir gün bir yıldızın kendisini bulmasıydı.
Bir akşam, Elif uzun bir yürüyüşe çıkmaya karar verdi. Ayaklarında, annesinin ona küçükken aldığı mavi ayakkabıları vardı. Bu ayakkabılar çok özelydi çünkü Elif onlarla her yere rahatça koşar, hiç yorulmazdı. Ama o gece bir şey oldu. Yolda bir kaybolmuş ayakkabı buldu. Diğerini bulamayınca, şaşkınlıkla etrafına bakmaya başladı.
O sırada birden, bir ışık parlaması gördü. Işığın kaynağına doğru ilerlerken, minik bir peri belirdi. Peri, gülümsedi ve Elif’e, “Bu kaybolan ayakkabı, Yıldızlı Gece’nin hatırası. Onu geri almazsan, bir yıldız daha kaybolacak,” dedi.
Elif, yıldızların kaybolmasına izin vermek istemedi, hemen periyle birlikte yola koyuldu. Birçok zorlu engeli aştılar, ama sonunda kayıp ayakkabıyı buldular. Ayakkabıyı yerine koyduklarında, gökyüzünde bir yıldız daha beliriverdi. Elif, yıldızlara bakarak mutlu bir şekilde, “Bir gün ben de bir yıldız gibi parlayacağım,” diye mırıldandı.
Ve Elif, bu macerasından sonra, her gecede bir yıldızın kendisini beklediğini bilerek uykuya daldı.
