Bir zamanlar, her şeyin rengârenk olduğu Gökkuşağı Şehri vardı. Bu şehirde evler, yollar, hatta kuşların tüyleri bile gökkuşağının tüm renklerine sahipti. İnsanlar burada mutlu yaşar, renklerin verdiği neşeyle şarkılar söylerdi.
Ancak bir gün, şehirdeki renkler solmaya başladı. Önce çiçekler griye döndü, sonra ağaçlar ve evler. Gökyüzü bile parlak maviliğini kaybedip donuk bir hâl aldı. Şehir halkı bu durumdan çok endişeliydi.
Mira, renkleri çok seven küçük bir kızdı. Büyükannesi ona, “Renklerimiz doğanın bize hediyesi. Eğer onlar kayboluyorsa, mutlaka bir nedeni vardır,” dedi.
Mira, şehirdeki renkleri geri getirmek için bir maceraya atılmaya karar verdi.
Mira, ilk olarak Renk Bahçesi’ne gitti. Burası eskiden rengârenk çiçeklerin açtığı, kelebeklerin dans ettiği büyülü bir bahçeydi. Ama şimdi çiçekler solmuş, kelebekler kaybolmuştu.
Tam o sırada, yaşlı bir kaplumbağa Mira’ya yaklaştı ve şöyle dedi:
“Renkler yalnızca mutlu kalplerle parlar. Şehirdeki insanlar uzun zamandır paylaşmayı, birbirine yardım etmeyi unuttu.”
Mira, bunun doğru olup olmadığını anlamak için şehrin meydanına gitti. Gerçekten de herkes çok meşguldü; kimse birbirine gülümsemiyor, kimse başkalarına yardım etmiyordu.
Mira, renkleri geri getirmenin bir yolunu bulmak için eski masalları hatırladı. Masallara göre, Gökkuşağı Nehri’nin suyu renkleri geri getirme gücüne sahipti.
Ancak nehir, şehirden çok uzaktaydı ve ona ulaşmak için Sisli Orman’dan geçmek gerekiyordu. Mira, hiç tereddüt etmeden yola çıktı. Ormanda ilerlerken yolu kaybetti, ama bir kuş ona yol gösterdi.
Nihayet Gökkuşağı Nehri’ne ulaştığında, suyun parlak değil, bulanık olduğunu gördü. Nehrin ortasında duran Renk Bekçisi olan büyülü bir baykuş, Mira’ya seslendi:
“Renkleri geri getirmek için, insanların yeniden paylaşmayı ve sevgiyi öğrenmesi gerekir. Eğer şehrine geri döner ve insanlara bunu hatırlatabilirsen, nehrin suları eski gücüne kavuşacak.”
Mira, bu sözleri duyunca hemen geri döndü.
Mira, şehirdeki insanlara renklerin kaybolma nedenini anlattı. İnsanlar, birbirlerine gülümsemeyi, yardımlaşmayı ve sevgiyi paylaşmayı hatırlamaya başladılar.
Bir gün, aniden gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirdi. Aynı anda, nehrin suyu eski parlaklığına kavuştu ve şehirdeki tüm renkler geri döndü!
Mira, Gökkuşağı Şehri’nin kahramanı oldu. O günden sonra herkes, renklerin sadece doğadan değil, sevgi ve iyilikten geldiğini unutmamaya söz verdi.
