MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Uzak bir köyde, her gece ay ışığıyla parlayan bir kuyu vardı. İnsanlar bu kuyunun sularının sihirli olduğuna inanırdı. Kuyunun ışığı sayesinde tarlalar bereketli, hayvanlar sağlıklı ve köydeki herkes mutlu olurdu. Ancak bir gün, Ayışığı Kuyusu aniden karardı. Su hala vardı, ama ışık artık parlamıyordu.

Duru, bu köyde yaşayan cesur bir kızdı. Büyükannesi ona, “Kuyu, gökyüzünden gelen ışığı toplar. Eğer ışık kaybolduysa, demek ki gökyüzü ve yeryüzü arasındaki bağ kopmuştur,” dedi.

Duru, kuyunun ışığını geri getirmek için bir maceraya çıkmaya karar verdi.

Duru, köyün bilgesine gitti ve bilge ona eski bir hikâye anlattı:
“Ayışığı Kuyusu, Ay Taşı ile beslenir. Eğer taş kaybolduysa, kuyunun ışığı da kaybolur. Ay Taşı’nın en son Gölgeler Vadisi’nde görüldüğü söylenir.”

Duru, hiç vakit kaybetmeden Gölgeler Vadisi’ne doğru yola çıktı.

Vadinin içi, adeta sonsuz bir gölge denizi gibiydi. Duru yolunu kaybetmemek için ay ışığını takip etmeye çalıştı. Bir süre sonra, önüne gümüşi tüylü bir tilki çıktı. Tilki, kuyruğunu sallayarak sanki bir şey anlatmak istiyordu.

Duru, tilkinin peşinden gitti ve sonunda eski bir taş sütunun yanında durdular. Sütunun üzerinde şu yazıyordu:
“Ay Taşı’nı görmek için, kalbinin ışığını kullan.”

Duru, gözlerini kapatarak içinden bir dilek tuttu:
“Bu ışık yalnızca benim için değil, tüm köy için geri dönmeli.”

Tam o anda, taşın içinden hafif bir ışık belirdi ve Ay Taşı yavaşça ortaya çıktı.

Duru, Ay Taşı’nı alarak köyüne döndü. Kuyunun başına geldiğinde, taşı iki avucunun arasına alarak suya doğru eğildi. Tam o anda, taş parlamaya başladı ve kuyunun suları yeniden ışık saçtı!

Köy halkı hayranlıkla kuyunun başına toplandı. Tarlalar tekrar yeşermeye, hayvanlar neşelenmeye başladı.

Büyükannesi, Duru’ya sarılarak, “Sen gökyüzü ve yeryüzü arasındaki bağı onardın,” dedi.

O günden sonra, her dolunay gecesi, Ayışığı Kuyusu köyü aydınlatmaya devam etti ve Duru’nun cesareti asla unutulmadı.