MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Geceleri ay ışığını yansıtan büyülü bir göl vardı. İnsanlar bu göle Gümüş Ay Gölü derdi. Her dolunayda gölün yüzeyi gümüş gibi parıldar, ışığı tüm ormana yayılırdı. Ancak bir gece, göl aniden karardı. Ne ayın yansıması göründü ne de göl ışıldadı.

Karanlık her yeri kapladı, geceler soğudu, ormanın hayvanları yönlerini bulamaz hale geldi.

Lina, bu ormanda büyüyen cesur bir kızdı. Büyükannesi ona dedi ki:
“Ayın ışığını göle taşıyan Gümüş Taş kaybolmuş olabilir. Eğer onu bulamazsak, göl bir daha parlamayacak.”

Lina, kayıp Gümüş Taş’ı bulup gölün ışığını geri getirmek için yola çıktı.

Lina, gölün etrafında dolaşarak ipuçları aramaya başladı. Gölün yüzeyi eskisi gibi değildi, sular kararmış ve durgunlaşmıştı. Tam o sırada, yüksek dalların arasından parlak gözlü bir baykuş belirdi.

Baykuş Lina’ya şöyle dedi:
“Gümüş Taş, yalnızca geceyi sevenlerin gözleri önünde görünür.”

Lina, baykuşun sözlerini düşündü ve gökyüzüne baktı. Yıldızlar bile sönük görünüyordu. Yoluna devam etmek için ormanın en karanlık kısmına doğru ilerlemeye karar verdi.

Ormanın derinliklerinde, Lina büyük bir mağara keşfetti. Mağaranın girişi devasa taşlarla kapatılmıştı ve önünde eski bir yazıt vardı:
“Ay ışığını görmek isteyen, kalbinin ışığını yakmalıdır.”

Lina, gözlerini kapattı ve içinden bir dilek tuttu:
“Bu ışık yalnızca benim için değil, tüm orman için geri dönmeli.”

O anda mağaranın kapıları yavaşça açıldı ve içeride beyaz kürklü bir Gümüş Tilki belirdi.

Tilki ona sordu:
“Neden Gümüş Taş’ı bulmak istiyorsun?”

Lina cesurca cevap verdi:
“Çünkü ışık olmadan, geceler sessiz ve yönsüz kalır. Göl parlamazsa, doğa dengesini kaybeder.”

Gümüş Tilki başını sallayarak kuyruğunu yere sürttü. Tam o anda, mağaranın derinliklerinden bir ışık yükseldi ve Lina Gümüş Taş’ı gördü.

Lina, taşı alarak hızla göle döndü. Gümüş Taş’ı suyun içine bıraktığında, göl bir anda gümüş gibi parlamaya başladı.

Ayın ışığı yeniden gölün yüzeyine yansıdı, su dalgalar halinde ışıldadı. Ormandaki hayvanlar yönlerini buldu, geceler tekrar huzurlu oldu.

Büyükannesi Lina’ya sarılarak, “Sen yalnızca gölü değil, umudu da geri getirdin,” dedi.

O günden sonra, Lina Gümüş Ay Gölü’nün Koruyucusu olarak anıldı.

Ve her dolunayda, gölün yüzeyinde Lina’nın cesareti bir ışık gibi yansımaya devam etti.