Bir zamanlar, kışın ortasında sürekli parlayan, bembeyaz karlarla kaplı bir krallık vardı. Bu krallığın yöneticisi, adil ve nazik Buz Kraliçesi‘ydi. Kraliçenin özel bir gücü vardı: O, kışın en sert zamanlarında bile kar tanelerine yaşam ve mutluluk verebilirdi. Ancak bu gücünü kullanabilmesi için ihtiyacı olan şey, ışıldayan tacıydı. Bu taç, krallığa huzur ve denge getirirdi.
Bir sabah, krallıkta büyük bir telaş başladı. Kraliçenin tacı kaybolmuştu ve krallık yavaş yavaş karanlığa gömülüyordu. Buz Kraliçesi, kimsenin üzüntüden mutsuz olmasını istemediği için tacını bulmaya karar verdi. Ancak bu görevde ona yalnızca cesur ve iyi kalpli biri yardım edebilirdi.
Krallıkta yaşayan genç bir kız olan Nina, bu görevi üstlenmeye gönüllü oldu. Nina, her zaman hayalperest ve cesur biriydi. Kraliçeye, “Tacınızı bulup geri getireceğim!” diyerek yola koyuldu.
Nina, krallığın en uzak köşesindeki Buz Vadisi‘ne doğru yürümeye başladı. Yolda, fırtınalarla dolu kar tepelerini aşmak zorunda kaldı. Her adımda rüzgâr daha da sert esiyordu, ama Nina pes etmedi. Vadinin girişinde, ona rehberlik eden bir kış tilkisi belirdi. Tilki, Nina’ya göz kırparak onun önünden ilerledi.
Tilki, Nina’yı vadinin derinliklerine götürdü. Ancak burada, buzdan devasa bir kapı vardı ve kapının üzerinde şu yazılıydı:
“Kalbinin ışığı, buzları eritecek.”
Nina, içindeki cesaretle kapıya dokundu ve kalbinin temizliği, kapının yavaş yavaş açılmasını sağladı.
Kapının ardında büyük bir mağara vardı. Mağaranın tam ortasında, tacın parıltısı hafifçe belli oluyordu. Ancak tacı koruyan, devasa bir buz golemiydi. Golem, Nina’ya gür bir sesle sordu:
“Neden bu tacı almak istiyorsun?”
Nina, korkusuzca cevap verdi:
“Tac, krallığımızın huzuru ve mutluluğu için gerekli. Kraliçemiz, herkesin mutluluğunu düşündüğü için bu tacı geri getirmem gerekiyor.”
Golem, Nina’nın samimiyetine ve cesaretine inanarak kenara çekildi. “Tac senin, çünkü sen gerçekten iyi kalpli ve cesursun,” dedi.
Nina, tacı aldı ve krallığa geri döndü. Buz Kraliçesi, Nina’nın getirdiği tacı başına takar takmaz, krallık yeniden ışıldamaya başladı. Kar taneleri parladı, fırtınalar dindi, ve krallık eski huzuruna kavuştu. Kraliçe, Nina’ya teşekkür etti ve ona cesaretinden dolayı krallığın koruyucusu unvanını verdi.
O günden sonra, Buz Krallığı’nda kimse mutsuz olmadı. Ve herkes, Nina’nın cesaretini ve iyiliğini örnek alarak daha iyi bir yaşam sürmeye başladı.
