Bir zamanlar, dalgaların hırçınca kıyıya vurduğu bir koyda eski bir deniz feneri vardı. Bu fener, yıllardır hiç sönmeden ışığını saçmış, gemilere yol göstermişti. Ancak bir gece, ışık aniden söndü. Kasaba halkı şaşkınlık ve korku içinde kalmıştı. Denizciler artık güvenle yola çıkamayacak, fenerin yönlendirdiği gemiler karanlıkta kaybolacaktı.

Fenerin hemen yakınındaki kulübede yaşayan Lena, bu duruma bir çözüm bulmaya kararlıydı. Lena, cesur bir kızdı ve her zaman meraklıydı. Fenerin ışığını söndüren şeyin ne olduğunu öğrenmek için yola çıkmaya karar verdi. Yanına, sadık köpeği Kıvılcım’ı aldı.

Lena, deniz fenerine vardığında, içeride garip bir soğukluk hissetti. Fenerin tepesine çıktığında, devasa bir cam kubbenin içinde duran ışık kristalinin çatladığını fark etti. Bu kristal, fenerin ışığını sağlıyordu ve çatladığı için artık ışık saçmıyordu. Ancak kristalin nasıl çatladığını anlamak bir muammaydı.

Lena, kristalin yanında küçük bir kağıt parçası buldu. Kağıtta şu yazıyordu: “Denizin altındaki hazineyi bulmadan, ışık asla yeniden parlamayacak.” Lena, bu mesajın bir ipucu olduğunu düşündü ve derhal harekete geçti.

Kıvılcım’la birlikte sahile indiler. Lena, yaşlı bir denizci olan Bay Kaptan’dan yardım istedi. Bay Kaptan, “Denizin altındaki hazine, sadece en cesur olanlar tarafından bulunabilir,” dedi. Onlara eski bir harita verdi. Harita, fenerin önündeki resiflere giden yolu gösteriyordu.

Lena ve Kıvılcım, küçük bir kayıkla resiflere doğru yol aldılar. Dalgalar sertti, ama Lena yılmadı. Resiflere vardıklarında, suyun altında parlayan bir ışık gördüler. Lena, dalgıç maskesini takarak suya daldı. Dipte, yosunların arasına gizlenmiş küçük bir sandık buldu.

Sandığı açtığında, içinde başka bir kristal olduğunu gördü. Ancak bu kristal, kırık olanı tamir edecek bir anahtar gibiydi. Lena, kristali alarak hızla deniz fenerine geri döndü.

Fenerin tepesine çıktığında, yeni kristali kırık olanın yanına yerleştirdi. İki kristal birleşti ve güçlü bir ışık patlaması feneri doldurdu. Işık o kadar parlaktı ki, tüm koy yeniden aydınlandı. Fener, eskisinden de güçlü bir şekilde parlamaya başladı.

Kasaba halkı, Lena’nın cesareti ve azmi sayesinde fenerin ışığının geri döndüğünü gördü. Denizciler yeniden güvenle yola çıkabildi ve Lena’nın adı kahraman olarak anılmaya başladı.

O günden sonra, Lena ve Kıvılcım, deniz fenerinin koruyucuları oldular. Ve fenerin ışığı, hem gemilere hem de kasabaya umut saçmaya devam etti.