MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Uzak diyarlarda, gökyüzüne kadar uzanan ve bulutların arasında kaybolan Fırtına Dağı vardı. Efsanelere göre, bu dağın zirvesinde yatan dev bir ejderha, gökyüzüne hükmederdi. Onun nefesi rüzgârları şekillendirir, kanatlarının çırpışı yağmuru getirirdi. Ancak bir gün, ejderha sessizliğe gömüldü ve Fırtına Dağı sönükleşti.

Gökyüzü donuklaştı, ne yağmur yağdı ne de rüzgâr esti. Tarlalar kurudu, nehirler susuz kaldı. İnsanlar, Ejderha Taşı’nın kaybolduğunu düşündüler.

Eren, Fırtına Dağı’nın eteklerinde yaşayan cesur bir çocuktu. Büyükbabası ona dedi ki:
“Eğer Ejderha Taşı bulunmazsa, gökyüzü bir daha eski haline dönmeyecek. Fırtına Dağı’nın ruhu tamamen kaybolacak.”

Eren, kayıp Ejderha Taşı’nı bulup ejderhayı uyandırmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkmaya karar verdi.

Eren, Fırtına Dağı’na doğru yürümeye başladı. Ancak dağ eskiden olduğu gibi güçlü rüzgârlar estirmiyordu. Gökyüzü kararmış, yıldızlar bile soluklaşmıştı.

Tam geri dönmeyi düşünürken, gökyüzünde kanat çırpan büyük bir Gök Şahini gördü. Şahin, hızla zirveye doğru süzülerek ona yol gösterdi.

Eren, şahinin izinden giderek Gök Gürültüsü Vadisi’ne ulaştı.

Vadiye vardığında, her şeyin sessiz olduğunu fark etti. Normalde burada gök gürültüleri yankılanır, yıldırımlar çakardı. Ancak şimdi, vadide yalnızca ölü sessizliği hâkimdi.

Eren, vadinin ortasında eski bir taş kapı gördü. Üzerinde şu yazıyordu:
“Ejderhayı uyandırmak isteyen, yıldırımın gücünü anlamalıdır.”

Tam kapıya dokunmak üzereyken, önüne dev kanatlı bir Yıldırım Ejderhası çıktı.

Ejderha ona sordu:
“Ejderha Taşı’nı neden geri getirmek istiyorsun?”

Eren cesurca cevap verdi:
“Çünkü fırtınalar olmadan dünya suskun olur. Rüzgâr esmezse, yağmur yağmazsa, toprak da kurur.”

Ejderha başını salladı ve kuyruğunu yere vurdu. O anda, vadinin derinliklerinde bir ışık yükseldi ve Eren Ejderha Taşı’nı gördü.

Eren, taşı alarak hızla dağın zirvesine çıktı. Ejderhanın uyuduğu sunağa ulaştığında, taşı eski yerine koydu.

Önce hafif bir rüzgâr esti.

Sonra birden, gökyüzü gürledi, rüzgâr güçlü esmeye başladı ve yağmur damlaları toprağa düştü.

Dağın zirvesinden büyük bir ejderha kanatlarını açarak uyandı. Gözleri şimşek gibi parladı ve güçlü bir kükreyişle gökyüzüne yükseldi.

Fırtına Dağı tekrar canlanmıştı!

Eren, köyüne döndüğünde herkes ona teşekkür etti. Büyükbabası ona, “Sen yalnızca ejderhayı değil, doğanın dengesini de geri getirdin,” dedi.

O günden sonra, Eren Fırtına Dağı’nın Koruyucusu olarak anıldı.

Ve her fırtına estiğinde, onun cesaretinin yankısı gökyüzünde duyulmaya devam etti.