MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Bir zamanlar, gökyüzünün renklerini taşıyan Gökkuşağı Nehri vardı. Bu nehir, yağmurlar yağdığında ışıldar, doğaya can verirdi. Ancak bir gün, nehrin renkleri soldu. Artık suyu gri ve cansız görünüyordu.

İnsanlar ve hayvanlar bu değişime çok üzüldü. Nehir kurursa, ormandaki bitkiler solacak, hayvanlar susuz kalacaktı. Ama kimse bu büyülü nehrin neden solduğunu bilmiyordu.

Elif, nehir kıyısında yaşayan cesur bir kızdı. Büyükbabası ona dedi ki:
“Efsanelere göre, Gökkuşağı Nehri, Yedi Renk Taşı sayesinde ışıldar. Eğer renkler kaybolduysa, taşlar da yerinden oynamış olabilir.”

Elif, nehrin renklerini geri getirmek için Yedi Renk Taşı’nı bulmaya karar verdi.

Elif, nehir boyunca yürümeye başladı. İlk önce, suyun akışını dikkatlice izledi. Nehrin kenarında duran bir kaplumbağa ona seslendi:
“Renkler, doğanın kalbindedir. Taşları bulmak istiyorsan, önce doğanın dilini dinlemelisin.”

Elif, kaplumbağanın sözlerini hatırlayarak ağaçların fısıltısını, rüzgârın sesini ve suyun hafif melodisini dinledi. O anda, küçük bir su damlasının ışıldadığını fark etti. İçinde Kırmızı Taş parlıyordu!

Elif, nehrin diğer bölgelerine giderek kayıp taşları bulmaya çalıştı. Turuncu Taş, bir tilkinin yuvasının yanında gizlenmişti. Sarı Taş, büyük bir ceviz ağacının kökleri arasında ışıldıyordu. Yeşil Taş, yosunlarla kaplanmış bir kayanın altında saklıydı.

Ancak hâlâ üç taş eksikti: Mavi, Mor ve Pembe Taşlar. Elif, suyun en derin noktasına bakması gerektiğini hissetti.

Nehir kıyısında ilerlerken, Elif bir mağara keşfetti. Mağaranın girişi, hafifçe parlayan su damlalarıyla kaplıydı. İçeri girdiğinde, karşısına Gökkuşağı Nehri’nin Bekçisi olan büyük bir balık çıktı.

Balık ona sordu:
“Bu renkleri neden geri getirmek istiyorsun?”

Elif cesurca cevap verdi:
“Çünkü doğa renkleriyle güzeldir. Nehir solarsa, dünya sessiz ve cansız olur. Onu eski haline getirmek istiyorum.”

Balık, Elif’in sözlerinden etkilenerek ona kalan üç taşı verdi.

Elif, Yedi Renk Taşı’nı nehrin kaynağına yerleştirdiğinde, su tekrar ışıldamaya başladı. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor ve pembe renkler nehrin üzerinde dans etmeye başladı.

Gökkuşağı Nehri eski güzelliğine kavuşmuştu! Hayvanlar su içmeye geldi, ağaçlar yeşerdi ve nehir tekrar gökyüzü gibi ışıldadı.

Büyükbabası ona sarılarak, “Sen doğanın rengini koruyan biri oldun,” dedi.

Ve o günden sonra, Elif Gökkuşağı Nehri’nin Koruyucusu olarak anıldı.