Bir zamanlar, yıldızlarla süslenmiş bir gece göğüne sahip, küçük bir köy vardı. Bu köyde, her gece bir yıldız diğerlerinden daha parlak olur ve köylülerin dileklerini gerçekleştirdiğine inanılırdı. Ancak bir gün, o parlak yıldız gökyüzünden kayboldu. Köylüler büyük bir üzüntüye kapıldı. Yıldız olmadan, umutlarının da kaybolacağını düşünüyorlardı.
Küçük bir çocuk olan Mira, yıldızı bulmaya karar verdi. “Yıldızı bulabilirsem köyümüze tekrar umut getirebilirim,” dedi. Büyükannesi ona bir fener verdi ve, “Bu fener sadece doğru yolda olduğunda parlar. Kalbine güven,” dedi.
Mira, feneri eline alıp yola koyuldu. Ormana vardığında, bir baykuşla karşılaştı. Baykuş, “Yıldız, ormanın derinliklerindeki Parlayan Tepe’de olabilir. Ancak yolu bulmak için sabırlı olmalısın,” dedi.
Yolculuğu sırasında Mira, dikenlere dolanmış bir tavşan gördü. Tavşanı dikkatlice kurtaran Mira, tavşandan yardım sözü aldı. Tavşan, “Eğer zor bir durumda kalırsan beni çağır,” dedi.
Sonunda Mira, Parlayan Tepe’ye ulaştı. Tepe karanlıktı ve yıldız görünmüyordu. Fenerini kaldıran Mira, ışığın bir kayanın üzerine yöneldiğini fark etti. Kayayı yerinden oynatmaya çalıştı ama çok ağırdı. Tam o sırada, kurtardığı tavşan geldi ve kayayı itmesine yardım etti.
Kayayı kaldırdıklarında, altından bir yıldız ışıldadı. Mira yıldızı gökyüzüne fırlattı ve yıldız hemen eski yerine yerleşerek parlamaya başladı. Köylüler Mira’ya teşekkür etti ve onun cesaretini asla unutmadılar. Mira, bir daha yıldızların yalnızca gökyüzünde değil, kalplerinde de parladığını öğrendi.
