MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Bir zamanlar, yıldızların parlak ışıklarla dans ettiği ve her geceye huzurun eşlik ettiği bir köy vardı. Köyün yakınında, “Uyuyan Dağ” adı verilen bir dağ bulunurdu. Bu dağ, her gece derin bir uykuya dalar ve köye tatlı bir melodi yayardı. Ancak bir gün, dağ sustu. Melodi olmadan, köyün çocukları uyuyamaz hale geldi.

Melis adında tatlı bir kız, dağın neden sustuğunu öğrenmeye karar verdi. Annesi, “Uyuyan Dağ’ın kalbinde bir yıldız taş saklanır. Eğer taş susmuşsa, dağ da melodi yaymaz,” dedi. Melis, yıldız taşı bulmak için bir maceraya atılmaya karar verdi.

Melis, yanına bir battaniye, fener ve sevdiği oyuncak tavşanını alarak yola çıktı. Dağın eteklerine vardığında, orada yaşlı bir baykuşla karşılaştı. Baykuş, “Yıldız taşı, dağın zirvesindeki gizli mağarada saklıdır. Ancak yolculuk cesaret gerektirir,” dedi.

Melis, dağa tırmanırken, yolda bir dala takılmış bir kelebek gördü. Kelebek, “Yardım et lütfen! Kanatlarım sıkıştı,” dedi. Melis, kelebeği dikkatlice kurtardı. Kelebek, “Zorlandığında beni çağır. Sana yardım edeceğim,” dedi.

Dağın zirvesine ulaştığında, yıldız taşının bir mağarada saklı olduğunu fark etti. Mağaranın kapısında bir bilmece yazılıydı: “Paylaştıkça büyür, saklandıkça kaybolur. Bu nedir?”
Melis, “Sevgi!” diyerek yanıtladı ve mağaranın kapısı açıldı.

Melis, taşın parlamadığını gördü. O anda kurtardığı kelebek geri döndü ve yıldız taşının çevresinde uçmaya başladı. Melis, taşı ellerine alarak ona sevgisini aktardı. Taş bir anda ışıldadı ve Uyuyan Dağ, yeniden melodi yaymaya başladı.

Melis, taşı yerine koyarak köyüne döndü. O günden sonra, köydeki herkes huzurlu uykularına kavuştu ve Melis’in cesareti asla unutulmadı.