Bir zamanlar, dağların ardında, her gece ayışığıyla aydınlanan bir pınar vardı. Bu pınarın suyu sihirliydi; bitkilere can verir, hayvanlara sağlık getirirdi. Ancak pınarın koruyucusu, yaşlı bir kaplumbağa olan Gümüş, bir gün kayboldu. Pınarın suyu azalmaya ve orman solmaya başladı.
Bu durumu gören genç bir tavşan olan Zuzu, pınarı kurtarmaya karar verdi. Zuzu, cesaretiyle tanınan bir tavşandı, ama böyle bir görevi tek başına başaramayacağını biliyordu. O yüzden ormanın en güvenilir hayvanlarından yardım istedi. Akıllı karga Kara, güçlü geyik Aras ve neşeli kurbağa Zıp Zıp ona katıldı.
Zuzu ve arkadaşları, pınarın kaynağına ulaşmak için yola çıktılar. İlk durakları, Kayıp Patikalar Vadisi’ydi. Burada yollar sürekli değişiyor, kimse doğru yönü bulamıyordu. Kara, yukarıdan uçup yolları gözetledi ve ekibe doğru yolu gösterdi.
İlerlediklerinde, dev bir taş duvarla karşılaştılar. Bu, Aras’ın gücünü kullanma zamanıydı. Aras, boynuzlarıyla duvarı itti ve arkadaşlarına geçit açtı. Yolculuk sırasında Zıp Zıp, su birikintileri arasında zıplayarak herkesi neşelendirdi ve morallerini yüksek tuttu.
Sonunda, Ayışığı Pınarı’nın kaynağına ulaştılar. Burada, Gümüş Kaplumbağa’nın bir büyüyle taş haline dönüştüğünü fark ettiler. Pınarın suyu, Gümüş’ün üzerindeki büyüyü çözebilirdi, ama suyu almak için bir bilmece çözmeleri gerekiyordu. Bilmece şöyleydi:
“Ne zaman daha fazla verirsen, o kadar büyürüm. Ama bana fazla verirsen, sonunda kaybolurum. Ben neyim?”
Zuzu, biraz düşündü ve “Sevgi!” diye cevap verdi. Bu doğruydu. Pınar tekrar akmaya başladı, Gümüş eski haline döndü ve orman yeniden canlandı.
Orman halkı, Zuzu ve arkadaşlarını büyük bir kutlamayla karşıladı. O günden sonra, Ayışığı Pınarı ve onun cesur koruyucuları, ormanın hikâyelerinde yer etti.
