MASALI GÖRÜNTÜLEMEK VEYA OKUMAK İSTİYORSANIZ BURAYA BASIN

Bir zamanlar, Ateş Diyarı adında bir yer vardı. Bu diyarın en tepesinde, geceleri gökyüzüne ışık saçan Sonsuz Alev yanardı. Bu alev, dünyaya sıcaklık ve ışık vererek dengeyi korurdu.

Ancak bir gece, Sonsuz Alev aniden söndü. Geceler uzadı, hava soğudu ve Ateş Diyarı buz gibi oldu.

Baran, bu diyarda yaşayan cesur bir çocuktu. Büyükbabası ona dedi ki:
“Sonsuz Alev, Kızıl Taş sayesinde yanar. Eğer taş kaybolduysa, alev bir daha yanmayacak.”

Baran, kayıp Kızıl Taş’ı bulup Sonsuz Alev’i geri getirmek için yola çıktı.

Baran, diyarın en yüksek noktasına, Sönmüş Yanardağ’a doğru yürümeye başladı. Ancak yanardağın etrafı artık karanlık ve soğuktu. Eskiden lavların aktığı yollar, şimdi sert taşlarla kaplıydı.

Tam geri dönmeyi düşünürken, gökyüzünde dönen bir şahin belirdi. Şahin, kanatlarını çırparak Kül Vadisi’ne doğru süzüldü.

Baran, şahini takip ederek vadinin derinliklerine ulaştı.

Vadinin içinde büyük bir mağara girişi gördü. Mağaranın kapısında şu yazıyordu:
“Gerçek ateş, yalnızca içinde cesaret taşıyanlara görünür.”

Tam içeri girmek üzereyken, mağaranın içinden Ateş Aslanı belirdi.

Aslan ona sordu:
“Kızıl Taş’ı neden geri getirmek istiyorsun?”

Baran cesurca cevap verdi:
“Çünkü alev yalnızca ısıtmak için değil, hayat vermek için de vardır. Onsuz dünya dengede olamaz.”

Aslan başını salladı ve kuyruğunu yere vurdu. O anda mağaranın derinliklerinden bir ışık yükseldi ve Baran Kızıl Taş’ı gördü.

Baran, taşı alarak hızla Sonsuz Alev’in sunağına geri döndü. Kızıl Taş’ı yerine koyduğu anda, önce küçük bir kıvılcım parladı.

Sonra birden, dağın zirvesinden büyük bir alev yükseldi. Gece aydınlandı, Ateş Diyarı ısındı ve doğa tekrar canlandı.

Baran, köyüne döndüğünde herkes ona teşekkür etti. Büyükbabası ona, “Sen yalnızca alevi değil, umudu da geri getirdin,” dedi.

O günden sonra, Baran Sonsuz Alevin Muhafızı olarak anıldı.

Ve her gece, dağın zirvesinde yanan alev, onun cesaretini anlatmaya devam etti.